التَّفْسِيرُ المُيَسَّرُ: Arabic: تفسير المیسر; [King Fahad Quran Complex]
عربى - التفسير الميسر : يخاف الملائكة ربهم الذي هو فوقهم بالذات والقهر وكمال الصفات، ويفعلون ما يُؤْمرون به من طاعة الله. وفي الآية: إثبات صفة العلو والفوقية لله على جميع خلقه، كما يليق بجلاله وكماله.
{ يَخَافُونَ رَبَّهُمْ مِنْ فَوْقِهِمْ ْ} لما مدحهم بكثرة الطاعة والخضوع لله، مدحهم بالخوف من الله الذي هو فوقهم بالذات والقهر، وكمال الأوصاف، فهم أذلاء تحت قهره. { وَيَفْعَلُونَ مَا يُؤْمَرُونَ ْ} أي: مهما أمرهم الله تعالى امتثلوا لأمره، طوعا واختيارا، وسجود المخلوقات لله تعالى قسمان: سجود اضطرار ودلالة على ما له من صفات الكمال، وهذا عام لكل مخلوق من مؤمن وكافر وبر وفاجر وحيوان ناطق وغيره، وسجود اختيار يختص بأوليائه وعباده المؤمنين من الملائكة وغيرهم [من المخلوقات].
ثم وصفهم- سبحانه- بالخشية منه، وبالخوف من عقابه فقال: «يخافون ربهم من فوقهم، ويفعلون ما يؤمرون» .
أى: أن من صفات الملائكة، أنهم يخافون ربهم الذي هو من فوقهم بجلاله وقهره وعلوه- بلا تشبيه ولا تمثيل-، ويفعلون ما يؤمرون به من الطاعات، ومن كل ما يكلفهم به- سبحانه- دون أن تصدر منهم مخالفة.
وبذلك نرى الآيات الكريمة قد وصفت الله- تعالى- بما هو أهل له- سبحانه- من صفات القدرة والجلال والكبرياء، حتى يفيء الضالون إلى رشدهم، ويخلصوا العبادة لخالقهم- عز وجل-.
وبعد أن بين- سبحانه- أن كل شيء في هذا الكون خاضع لقدرته، أتبع ذلك بالنهى عن الشرك، وبوجوب إخلاص العبادة له، فقال- تعالى-.
( يخافون ربهم من فوقهم ) كقوله : " وهو القاهر فوق عباده "( الأنعام - 18 ) .
( ويفعلون ما يؤمرون )
أخبرنا عبد الواحد بن أحمد المليحي ، أنبأنا محمد بن سمعان ، حدثنا أبو بكر محمد بن إبراهيم الشعراني ، حدثنا محمد بن يحيى الذهلي ، حدثنا عبيد الله بن موسى العبسي ، حدثنا إسرائيل ، عن إبراهيم بن مهاجر ، عن مجاهد ، عن مورق ، عن أبي ذر قال : قال رسول الله صلى الله عليه وسلم : " إني أرى ما لا ترون ، وأسمع ما لا تسمعون ، أطت السماء وحق لها أن تئط ، والذي نفسي بيده ما فيها موضع أربع أصابع إلا وفيها ملك يمجد الله ، ولو تعلمون ما أعلم لضحكتم قليلا ولبكيتم كثيرا وما تلذذتم بالنساء على الفرشات ، ولصعدتم إلى الصعدات تجأرون " ، قال أبو ذر : " يا ليتني كنت شجرة تعضد " . رواه أبو عيسى عن أحمد بن منيع ، عن أبي أحمد الزبيري ، عن إسرائيل وقال : " إلا وملك واضع جبهته ساجدا لله " .
ابن كثير : يَخَافُونَ رَبَّهُم مِّن فَوْقِهِمْ وَيَفْعَلُونَ مَا يُؤْمَرُونَ ۩
( يخافون ربهم من فوقهم ) أي : يسجدون خائفين وجلين من الرب جل جلاله ، ( ويفعلون ما يؤمرون ) أي : مثابرين على طاعته تعالى ، وامتثال أوامره ، وترك زواجره .
ومعنى يخافون ربهم من فوقهم أي عقاب ربهم وعذابه ، لأن العذاب المهلك إنما ينزل من السماء . وقيل : المعنى يخافون قدرة ربهم التي هي فوق قدرتهم ; ففي الكلام حذف . وقيل : معنى يخافون ربهم من فوقهم يعني الملائكة ، يخافون ربهم وهي من فوق ما في الأرض من دابة ومع ذلك يخافون ; فلأن يخاف من دونهم أولى ; دليل هذا القول قوله - تعالى - : ويفعلون ما يؤمرون
يقول تعالى ذكره: يخاف هؤلاء الملائكة التي في السموات ، وما في الأرض من دابة، ربهم من فوقهم، أن يعذّبهم إن عَصَوا أمره ،ويفعلون ما يؤمرون ، يقول: ويفعلون ما أمرهم الله به، فيؤدّون حقوقه ، ويجتنبون سُخْطه.
«يَخافُونَ رَبَّهُمْ» مضارع مرفوع بثبوت النون والواو فاعل وربهم مفعول به والهاء مضاف إليه والجملة حالية من فاعل يستكبرون «مِنْ فَوْقِهِمْ» متعلقان بمحذوف حال من ربهم والهاء مضاف إليه «وَيَفْعَلُونَ» معطوف على يخافون «ما» موصولية مفعول به «يُؤْمَرُونَ» مضارع مبني للمجهول والواو نائب فاعل والجملة صلة الموصول لا محل لها من الإعراب.
Kur'an-ı Kerim metninin Türkçe Transkripsiyonu - Turkish Transcription of the Holy Quran - النسخ التركي للقرآن الكريم Yeḣâfûne rabbehum min fevkihim veyef’alûne mâ yu/merûn(e)
Turkish translation of Diyanet Vakfı Meali - Diyanet Vakfı Meali الترجمة التركية Onlar, üstlerindeki Rablerinden korkarlar ve kendilerine ne emrolunursa onu yaparlar.
Turkish translation of Diyanet İşleri Meali (Eski) - Diyanet İşleri Meali (Eski) الترجمة التركية Üstün olan Rablerinden korkarlar ve emrolundukları şeyleri yaparlar.
Turkish translation of Diyanet İşleri Meali (Yeni) - Diyanet İşleri Meali (Yeni) الترجمة التركية Üzerlerinde hâkim ve üstün olan Rablerinden korkarlar ve emrolundukları şeyleri yaparlar.
Kur'an-ı Kerim Tefsiri » (Kur'an Yolu) Meal ve Tefsir »
Göklerdekiler, yerdeki canlılar ve melekler büyüklük taslamadan Allah’a secde ederler.
﴾50﴿
Onlar, yüceler yücesi bildikleri rablerinden korkar, kendilerine buyurulanı yerine getirirler.
Tefsir (Kur'an Yolu)
Göklerde ve yerde bulunan canlılar ve melekler de Allah’a secde eder, boyun eğerler. Ayrıca melekler asla kibre kapılıp âsi olmaz, serkeşlik etmez, Allah’ın yasalarından sapmazlar; O’na derin bir saygıyla kulluk eder, emredileni yaparlar. Canlı varlıklar içinde akıllı ve bilinçli olanların secdesi ibadet şeklinde, diğerlerininki ise itaat ve inkıyad şeklindedir. Esasen insanların fizyolojik ve psikolojik yapıları bile Allah’ın iradesiyle işlediğine göre, inkârcı olan da bu yönüyle diğer canlı ve cansız varlıklar gibi “inkıyad” mânasında her an Allah’a secde eder. Nitekim burada inkârcı ve isyankâr insanlar istisna edilmeksizin yerdeki canlıların tamamının Allah’a secde ettiği ifade buyurulmuştur.
“Göklerdekiler” sözü melekleri de kapsamakla birlikte onların Allah’a itaat ve ibadetleri diğer varlıklara göre en ileri derecede olduğu için bir takdir ifadesi olmak üzere özellikle anılmış olmalıdırlar. İnsanlar içinde inkârcı ve günahkârlar bulunursa da, melekler Allah’a ibadet konusunda asla kibir taslamazlar, küstahça tavır takınmaz; yüceler yücesi bildikleri rablerinden korkar, O’nun buyruklarına eksiksiz uyarlar. Bu âyet, meleklerin ismet (günahsızlık) özelliğine sahip olduklarını gösterir (Râzî, XX, 44-45).
Bağlamından dolayı “yüceler yücesi...” diye tercüme ettiğimiz metindeki min fevkıhim ifadesinin tam karşılığı, “onların üzerinden” şeklinde olduğu için, 50. âyete, bizim tercih ettiğimiz mânadan başka, “üstlerinden, yukarıdan gelecek olan azaptan dolayı rablerinden korkarlar...” mânası da verilmiştir (bk. Zemahşerî, II, 331; Kurtubî, X, 119).
Kaynak :Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 3 Sayfa: 405-406
Kur'an Yolu
Türkçe Meal ve
Tefsir
Ayet
Göklerde ve
yerde bulunan canlılar ve melekler büyüklük taslamadan Allah'a boyun
eğerler. Uzerlerinde hakim ve üstün olan Rablerinden korkarlar ve
emrolundukları şeyleri yaparlar.
﴾49-50﴿
Tefsir
Göklerde ve
yerde bulunan canlılar ve melekler de Allah’a secde eder, boyun eğerler.
Ayrıca melekler asla kibre kapılıp âsi olmaz, serkeşlik etmez, Allah’ın
yasalarından sapmazlar; O’na derin bir saygıyla kulluk eder, emredileni
yaparlar. Canlı varlıklar içinde akıllı ve bilinçli olanların secdesi ibadet
şeklinde,
diğerlerininki
ise itaat ve inkıyad şeklindedir. Esasen insanların fizyolojik ve psikolojik
yapıları bile Allah’ın iradesiyle işlediğine göre, inkârcı olan da bu
yönüyle diğer canlı ve cansız varlıklar gibi “inkıyad” mânasında her an
Allah’a secde eder.Nitekim burada inkârcı ve isyankâr insanlar istisna
edilmeksizin yerdeki canlıların tamamının Allah’a secde ettiği ifade
buyurulmuştur. “Göklerdekiler” sözü melekleri de kapsamakla birlikte onların
Allah’a itaat ve ibadetleri diğer varlıklara göre en ileri derecede olduğu
için bir takdir ifadesi olmak üzere özellikle anılmış olmalıdırlar. İnsanlar
içinde inkârcı ve günahkârlar bulunursa da, melekler Allah’a ibadet
konusunda asla kibir taslamazlar, küstahça tavır takınmaz; yüceler yücesi
bildikleri rablerinden korkar, O’nun buyruklarına eksiksiz uyarlar. Bu âyet,
meleklerin ismet (günahsızlık) özelliğine sahip olduklarını gösterir (Râzî,
XX, 44-45). Bağlamından dolayı “yüceler yücesi...” diye tercüme ettiğimiz
metindeki min fevkıhim ifadesinin tam karşılığı, “onların üzerinden”
şeklinde olduğu için, 50. âyete, bizim tercih ettiğimiz mânadan başka,
“üstlerinden, yukarıdan gelecek olan azaptan dolayı rablerinden
korkarlar...” mânası da verilmiştir (bk. Zemahşerî, II, 331; Kurtubî, X,
119).
Kur'an-ı Kerim'in İngilizcesi Cevriyazımı - English (Transliteration) of the Holy Quran - اللغة الإنجليزية (الترجمة الصوتية) للقرآن الكريم Yakhafoona rabbahum min fawqihimwayafAAaloona ma yu'maroon
İngilizce Sahih Uluslararası Dil - English Sahih International Language - صحيح اللغة الإنجليزية العالمية They fear their Lord above them, and they do what they are commanded.
İngilizce (Yousif Ali) - English (Yousif Ali) - اللغة الإنجليزية (يوسف علي) They all revere their Lord, high above them, and they do all that they are commanded.
İngilizce (Muhammad Marmaduke Pickthall) - English (Muhammad Marmaduke Pickthall) - اللغة الإنجليزية (محمد مرمدوق بيكثال) They fear their Lord above them, and do what they are hidden.
Они боятся своего Господа, который над ними, и совершают то, что им велено.
Аллах похвалил ангелов за то, что они подчиняются Ему и смиренно выполняют Его повеления. Они страшатся Аллаха, Который превосходит их по местонахождению, положению и совершенству. Перед Его могуществом смиренны все творения. Ангелы ведают об этом и выполняют все, что им велено. Стоит Ему приказать что-либо, как они охотно выполняют Его распоряжение. Все творения преклоняются перед Всевышним Аллахом, но существует две формы такого преклонения. Первая форма - это вынужденное преклонение и признание Его совершенных качеств. Это относится ко всем творениям без исключения, будь то правоверные или неверующие, праведники или нечестивцы, безмолвные животные или другие твари. Вторая форма - это добровольное преклонение. Она присуща только правоверным рабам, святым угодникам, ангелам и некоторым другим творениям.
Italian: Piccardo; [Hamza Roberto Piccardo]
Italiano - Piccardo : temono il loro Signore che è al di sopra di loro e fanno ciò che è loro ordinato
Bosnian: Korkut; [Besim Korkut]
Bosanski - Korkut : boje se Gospodara svoga koji vlada njima i čine ono što im se naredi
Swedish: Bernström; [Knut Bernström]
Swedish - Bernström : de fruktar sin Herre i höjden och gör vad de är befallda att göra
Indonesian: Bahasa Indonesia; [Indonesian Ministry of Religious Affairs]
Indonesia - Bahasa Indonesia : Mereka takut kepada Tuhan mereka yang di atas mereka dan melaksanakan apa yang diperintahkan kepada mereka
Indonesian: Tafsir Jalalayn; [Jalal ad-Din al-Mahalli and Jalal ad-Din as-Suyuti]
(Mereka takut) yakni para malaikat; lafal ini menjadi hal dari dhamir yang terkandung di dalam lafal yastakbiruuna (kepada Rabb mereka yang berkuasa atas mereka) lafal fauqahum menjadi hal daripada dhamir hum; artinya yang menguasai mereka dengan keperkasaan-Nya (dan melaksanakan apa yang diperintahkan kepada mereka) untuk melakukannya.
Bengali: মুহিউদ্দীন খান; [Muhiuddin Khan]
বাংলা ভাষা - মুহিউদ্দীন খান : তারা তাদের উপর পরাক্রমশালী তাদের পালনকর্তাকে ভয় করে এবং তারা যা আদেশ পায় তা করে
Tamil: ஜான் டிரஸ்ட்; [Jan Turst Foundation]
தமிழ் - ஜான் டிரஸ்ட் : அவர்கள் தங்களுக்கு மேலாக இருக்கும் சர்வ வல்லமையுடைய தங்கள் இறைவனை பயப்படுகிறார்கள்; இன்னும் தாங்கள் ஏவப்பட்டதை அப்படியே செய்கிறார்கள்
(Mereka takut) yakni para malaikat; lafal ini menjadi hal dari dhamir yang terkandung di dalam lafal yastakbiruuna (kepada Rabb mereka yang berkuasa atas mereka) lafal fauqahum menjadi hal daripada dhamir hum; artinya yang menguasai mereka dengan keperkasaan-Nya (dan melaksanakan apa yang diperintahkan kepada mereka) untuk melakukannya.