التَّفْسِيرُ المُيَسَّرُ: Arabic: تفسير المیسر; [King Fahad Quran Complex]
عربى - التفسير الميسر : إذا السماء تصدَّعت، وتفطَّرت بالغمام يوم القيامة، وأطاعت أمر ربها فيما أمرها به من الانشقاق، وحُقَّ لها أن تنقاد لأمره. وإذا الأرض بُسطت وَوُسِّعت، ودكت جبالها في ذلك اليوم، وقذفت ما في بطنها من الأموات، وتخلَّتْ عنهم، وانقادت لربها فيما أمرها به، وحُقَّ لها أن تنقاد لأمره.
الْقُرْآنُ تَدَبُّرٌ وَعَمَلٌ
الْمُخْتَصَرُ فِي تَفْسِيرِ الْقُرْآنِ الْكَرِيمِ
السعدى : إِذَا السَّمَاءُ انشَقَّتْ
يقول تعالى مبينًا لما يكون في يوم القيامة من تغير الأجرام العظام: { إِذَا السَّمَاءُ انْشَقَّتْ } أي: انفطرت وتمايز بعضها من بعض، وانتثرت نجومها، وخسف بشمسها وقمرها.
الوسيط لطنطاوي : إِذَا السَّمَاءُ انشَقَّتْ
تفسير سورة الانشقاق
مقدمة وتمهيد
1- سورة «الانشقاق» وتسمى سورة «إذا السماء انشقت» من السور المكية، وكان نزولها بعد سورة «الانفطار» ، وقبل سورة «الروم» وعدد آياتها خمس وعشرون آية في المصحف المكي والكوفي. وفي المصحف الشامي والبصري ثلاث وعشرون آية.
2- والسورة الكريمة ابتدأت بوصف أشراط الساعة. ثم فصلت الحديث عن أحوال السعداء والأشقياء يوم القيامة، وخلال ذلك حرضت المؤمنين على أن يزدادوا من الإيمان والعمل الصالح، وحذرت الكافرين من سوء عاقبة إصرارهم على كفرهم وفسوقهم.
قوله : ( انشقت ) من الانشقاق بمعنى الانفطار والتصدع ، بحيث تتغير هيئتها . ويختل نظامها . كما قال - تعالى - : ( يَوْمَ تُبَدَّلُ الأرض غَيْرَ الأرض والسماوات وَبَرَزُواْ للَّهِ الواحد الْقَهَّارِ ) وانشقاق السماء قد ورد فى آيات متعددة منها قوله - تعالى - : ( وَيَوْمَ تَشَقَّقُ السمآء بالغمام ) وقوله - سبحانه - : ( فَإِذَا انشقت السمآء فَكَانَتْ وَرْدَةً كالدهان )
البغوى : إِذَا السَّمَاءُ انشَقَّتْ
مكية
"إذا السماء انشقت"، انشقاقها من علامات القيامة.
ابن كثير : إِذَا السَّمَاءُ انشَقَّتْ
تفسير سورة الانشقاق وهي مكية
قال مالك عن عبد الله بن يزيد عن أبي سلمة أن أبا هريرة قرأ بهم : ( إذا السماء انشقت " فسجد فيها فلما انصرف أخبرهم أن رسول الله صلى الله عليه وسلم سجد فيها رواه مسلم والنسائي من طريق مالك به
وقال البخاري حدثنا أبو النعمان حدثنا معتمر عن أبيه عن بكر عن أبي رافع قال صليت مع أبي هريرة العتمة فقرأ : ( إذا السماء انشقت "
فسجد فقلت له قال سجدت خلف أبي القاسم صلى الله عليه وسلم فلا أزال أسجد بها حتى ألقاه
ورواه أيضا عن مسدد عن معتمر به ثم رواه عن مسدد عن يزيد بن زريع عن التيمي عن بكر عن أبي رافع فذكره وأخرجه مسلم وأبو داود والنسائي من طرق ، عن سليمان بن طرخان التيمي به وقد روى مسلم وأهل السنن من حديث سفيان بن عيينة زاد النسائي وسفيان الثوري كلاهما عن أيوب بن موسى عن عطاء بن ميناء عن أبي هريرة قال سجدنا مع رسول الله صلى الله عليه وسلم في " إذا السماء انشقت " و " اقرأ باسم ربك الذي خلق .
يقول تعالى ( إذا السماء انشقت ) وذلك يوم القيامة
القرطبى : إِذَا السَّمَاءُ انشَقَّتْ
سورة الانشقاق
مكية في قول الجميع . وهي خمس وعشرون آية
بسم الله الرحمن الرحيم
إذا السماء انشقت
قوله تعالى : إذا السماء انشقت أي انصدعت ، وتفطرت بالغمام ، والغمام مثل السحاب الأبيض . وكذا روى أبو صالح عن ابن عباس . وروي عن علي - عليه السلام - قال : تشق من المجرة . وقال : المجرة باب السماء . وهذا من أشراط الساعة وعلاماتها .
الطبرى : إِذَا السَّمَاءُ انشَقَّتْ
القول في تأويل قوله تعالى : إِذَا السَّمَاءُ انْشَقَّتْ (1)
يقول تعالى ذكره: إذا السماء تصدّعت وتقطَّعت فكانت أبوابًا.
ابن عاشور : إِذَا السَّمَاءُ انشَقَّتْ
إِذَا السَّمَاءُ انْشَقَّتْ (1) قدم الظرف { إذا السماء انشقت } على عامله وهو { كادح } للتهويل والتشويق إلى الخبر وأول الكلام في الاعتبار : يا أيها الإِنسان إنك كادح إذا السماء انشقت الخ .
ولكن لما تعلق { إذا } بجزء من جملة { إنك كادح } وكانت { إذا } ظرفاً متضمناً معنى الشرط صار : يا أيها الإنسان إنك كادح جواباً لشرط { إذا } ولذلك يقولون { إذا } ظرف خافض لشرطه منصوب بجوابه ، أي خافض لجملة شرطه بإضافته إليها منصوباً بجوابه لتعلقه به فكلاهما عامل ومعمول باختلاف الاعتبار .
و { إذا } ظرف للزمان المستقبل ، والفعل الذي في الجملة المضافة إليه { إذا } مؤول بالمستقبل وصيغ بالمضيّ للتنبيه على تحقق وقوعه لأن أصل { إذا } القطع بوقوع الشرط .
وانشقت مطاوع شَقَّها ، أي حين يشقُّ السماءَ شَاق فتنشق ، أي يريد الله شقها فانشقت كما دل عليه قوله بعده
إعراب القرآن : إِذَا السَّمَاءُ انشَقَّتْ
«إِذَا» ظرفية شرطية غير جازمة «السَّماءُ» فاعل لفعل محذوف يفسره المذكور بعده «انْشَقَّتْ» ماض فاعله مستتر والجملة مفسرة والجملة المقدرة في محل جر بالإضافة.
Kur'an-ı Kerim metninin Türkçe Transkripsiyonu - Turkish Transcription of the Holy Quran - النسخ التركي للقرآن الكريم İżâ-ssemâu-nşekkat
Turkish translation of Diyanet Vakfı Meali - Diyanet Vakfı Meali الترجمة التركية 1, 2. Gök yarıldığı, Rabbine kulak verip boyun eğecek hale getirildiği zaman,
Turkish translation of Diyanet İşleri Meali (Eski) - Diyanet İşleri Meali (Eski) الترجمة التركية 1,2. Gök yarılıp Rabbine boyun eğdiği zaman, ki gök boyun eğecektir.
Turkish translation of Diyanet İşleri Meali (Yeni) - Diyanet İşleri Meali (Yeni) الترجمة التركية 1,2. Gök yarıldığı ve Rabbine boyun eğdiği zaman -ki ona yaraşan budur-,
Kur'an-ı Kerim Tefsiri » (Kur'an Yolu) Meal ve Tefsir »
İnşikâk Suresi
Hakkında
Mekke döneminde inmiştir. 25 âyettir. Sûre, adını birinci âyette geçen “inşakka” fiilinin mastarı olan “İnşikâk” kelimesinden almıştır. İnşikâk, yarılmakdemektir
Nuzül
Mushaftaki sıralamada seksen dördüncü, iniş sırasına göre seksen üçüncü sûredir. İnfitâr sûresinden sonra, Rûm sûresinden önce Mekke’de inmiştir.
Konusu
Bu sûrede de kıyametin kopması, onun ardından gerçekleşecek olan uhrevî hesap, insanların iman ve amellerine uygun olarak yargılanmaları, ceza veya ödül gibi konular etkili bir üslûpla anlatılmaktadır.
Fazileti
İnşikâk Suresi 1. Ayet Tefsiri
Ayet
اِذَا السَّمَٓاءُ انْشَقَّتْۙ
﴿١﴾
Meal (Kur'an Yolu)
﴾1-2﴿
Gök yarıldığında ve rabbine boyun eğip gerekeni yaptığında;
Tefsir (Kur'an Yolu)
Kur’an, muhtelif âyetlerde kıyametin kopma zamanıyla ilgili bilginin Allah’a mahsus gayb bilgilerinden olduğunu, O’nun dışında, melekler dahil hiç kimsenin bu konuda bilgi sahibi olmadığını ifade ederken (meselâ bk. A‘râf 7/187; Lokmân 31/34; Fussılet 41/47); burada olduğu gibi birçok sûrede kıyametin nasıl kopacağına dair tasvirlerde bulunmakta, bir taraftan evrenin yok oluşuyla diğer taraftan da insanların bilinen bir hayattan başka bir hayata intikalleri esnasında karşılaşacakları dehşet dolu manzaralarla ilgili etkileyici anlatımlara yer vermektedir. Bu âyetlerde de kıyametin kopması esnasında göklerde ve yerde meydana gelecek değişiklikler tasvir edilerek kıyamet günü hakkında Tekvîr ve İnfitâr sûrelerinde anlatılanlar pekiştirilmektedir. Asıl maksat ise insanları uyarma ve onları şimdiden o gün için hazırlık yapmaya teşvik etmektir.
1-2. âyetlerden kıyametin kopma zamanı geldiğinde gökteki yıldızların Allah’ın emrine boyun eğerek yörüngelerinden çıkıp birbirine çarpmak suretiyle parçalanacakları anlaşılmaktadır. 3. âyette zikredilen “yerin dümdüz edilmesi” olayını İbn Âşûr (XXX, 219-220) üç şekilde açıklamıştır: 1. Derinin gerilip düzeltildiği gibi yeryüzündeki dağ ve tepelerin yok edilmesi sonucu dümdüz hale getirilmesi (krş. Tâhâ 20/105-107); 2. Şiddetli deprem sebebiyle yeryüzünde meydana gelecek olan yarılma ve lav püskürmesi gibi jeolojik değişimler neticesinde yeryüzü alanının genişlemesi; 3. Yerin küresel şeklinin bozularak uzun bir şekil alması. Bu ve benzeri değişikliklerin evrendeki genel düzenin bozulmasının doğal bir sonucu olarak meydana geleceği düşünülebilir. 4-5. âyetlerde yeryüzünde meydana gelecek bu değişiklikler sonunda yerin, içindeki ölüleri, maden ve diğer şeylerden ne varsa hepsini dışarı fırlatacağı bildirilmektedir (krş. Tekvîr 81/1-6; İnfitâr 82/1-5). 1-5. âyetlerde kıyamet tasvir edilirken “izâ” edatıyla “şöyle olduğunda” şeklinde şart cümleleri sıralanmışsa da bunların cevabı muhatabın anlayışına bırakılmıştır; tefsirlerde bu noktanın izahı için “herkes yaptığının karşılığını görecektir” veya “artık olan olmuş, işi işten geçmiştir, ondan sonra neler olacağını düşünün!” gibi mânaların takdir edildiği görülmektedir.
Kur'an Yolu
Türkçe Meal ve
Tefsir
İnşikâk Sûresi
Rahmân ve Rahîm
olan Allah´ın adıyla
Nüzûl
Mushaftaki sıralamada seksen dördüncü, iniş sırasına göre seksen üçüncü
sûredir. İnfitâr sûresinden sonra, Rûm sûresinden önce Mekke’de inmiştir.
Adı/Ayet Sayısı
Kaynaklarda
yaygın olarak “İnşik?k” adıyla anılır. Adını, göğün yarılması ve ayrılmasını
ifade eden ilk âyetinden almaktadır. “İze’ssemâü’nşakkat” ve “İnşakkat”
adları da vardır.
Ayet
Gök yarıldığı ve
Rabbine boyun eğdiği zaman -ki ona yaraşan budur-, Yer uzatılıp dümdüz
edildiği ve içindekileri atıp boşaldığı zaman, Yer uzatılıp dümdüz edildiği
ve içindekileri atıp boşaldığı zaman, Rabbini dinlediği zaman -ki ona
yaraşan da budur- (insan yaptıklarını karşısında bulur!)
﴾1-5﴿
Tefsir
Kur’an, muhtelif
âyetlerde kıyametin kopma zamanıyla ilgili bilginin Allah’a mahsus gayb
bilgilerinden olduğunu, O’nun dışında, melekler dahil hiç kimsenin bu konuda
bilgi sahibi olmadığını ifade ederken (meselâ bk. A‘râf 7/187; Lokmân 31/34;
Fussılet 41/47); kıyametin nasıl kopacağına ilişkin olarak burada olduğu
gibi başka sûrelerde de tasvirler vermektedir. Bir taraftan evrenin yok
edilmesini tasvir ederken, diğer taraftan insanların bilinen bir hayattan
başka bir hayata intikalleri esnasında karşılaşacakları dehşet dolu
manzaralar sergilemektedir. Bu âyetlerde de kıyametin kopması esnasında
göklerde ve yerde meydana gelecek değişiklikler tasvir edilerek kıyamet günü
hakkında Tekvîr ve İnfitâr sûrelerinde anlatılanlar pekiştirilmekte,
insanlar uyarılarak şimdiden o gün için hazırlık yapmaları istenmektedir.
1-2. âyetlerde kıyametin kopma zamanı geldiğinde gökteki yıldızların
Allah’ın emrine boyun eğerek yörüngelerinden çıkıp birbirine çarpmak
suretiyle parçalanacakları anlatılmaktadır. 3. âyette zikredilen “yerin
uzatılıp dümdüz edilmesi” olayını İbn Aşûr (XXX, 219-220) üç şekilde
açıklamıştır: 1. Derinin gerilip düzeltildiği gibi yeryüzündeki dağ ve
tepelerin yok edilmesi sonucu dümdüz hale getirilmesi (krş. Tâhâ
20/105-107); 2. Şiddetli deprem sebebiyle yeryüzünde meydana gelecek olan
yarılma ve lav püskürtme neticesinde yeryüzü alanının genişlemesi; 3. Yerin
küresel şeklinin bozularak uzun bir şekil alması. Bu ve benzeri
değişikliklerin evrendeki genel düzenin bozulmasının doğal bir sonucu olarak
meydana geleceği düşünülebilir. 4-5. âyetlerde yeryüzünde meydana gelecek bu
değişiklikler sonunda yerin, içindeki ölüleri, maden ve diğer şeylerden ne
varsa hepsini dışarı fırlatacağı bildirilmektedir (krş. Tekvîr 81/1-6;
İnfitâr 82/1-5).
âyette şu gerçek
ortaya konmaktadır: İnsan bilmelidir ki dünya hayatı bütünüyle –mahiyetleri
ve amaçları farklı da olsa– türlü çabalardan ibarettir; çabaların sonu da
Allah’a varır. Kimse bu dünyada ebedî kalamayacağı gibi hayatının sonunda
huzuruna varıp yaptıklarının ve yapmadıklarının hesabını vereceği tek güç de
Allah’tır. Dünya hayatında mutlaka harcamaları gereken gayretlerini,
ömürlerini ilâhî iradeye uygun yollarda, hakikat, dürüstlük ve iyilik
uğrunda harcayan insanlar ilâhî huzura vardıklarında iyi karşılıklar
bulacak, “kitap”ları (yapıp ettiklerinin kaydedildiği belgeler) kendilerine
sağ taraflarından verilecek; kolay bir hesaptan geçtikten sonra sevinç ve
mutluluk içinde yakınlarına döneceklerdir; artık onlar için zahmet ve
meşakkat dönemi bitmiş, rahmet ve mutluluk dönemi başlamıştır. 7-9. âyetler
bunu anlatmaktadır. 7. âyetteki “kitap”tan maksat, kişinin dünya hayatında
yapmış olduğu iyi
veya kötü amellerle ilgili bilgileri içeren “amel defteri”dir. “Kitabı
sağından verilenler” ise müminlerdir. “Kur’ân-ı Kerîm, insanların dünyada
yapmış oldukları doğru-yanlış, hayır-şer, iyi-kötü her türlü inanç, söz ve
davranışların görevli melekler tarafından anında kaydedildiğini
bildirmektedir (bk. K?f 50/17; İnfitâr 82/10-13). İşte amellerin
kaydedildiği bu defterler âhirette ortaya konulacak (bk. Kehf 18/49),
cennetliklere sağından, cehennemliklere de solundan veya arkasından
verilerek, kişiye kitabını kendisinin okuması emredilecektir (bk. İsrâ
17/14; Vâkıa 56/1-10). Sonuçta kitabın sağdan verilmesi, kişinin mutlu
olacağını ifade eder. Bunlar dünyada Allah’ın rızâsına uygun hareket
ettikleri için hesapları kolay olur. Hz. Peygamber kolay hesabın, ince
elenip sık dokunmadan yapılan bir yoklama olduğunu ifade etmiştir (bk.
Buhârî, “Tefsîr”, 84). Bu sebeple kitabı sağından verilen kimse sevinçli ve
mutlu olarak yakınlarına döner. Yakınlarından maksat, cennette olan
komşuları, aynı nimet ve ikramlara nâil olan cennet arkadaşları, kendisinden
önce cennete gitmiş olan dünyadaki eşi ve çocukları ve Allah Teâlâ’nın
cennette kendisi için hazırlamış olduğu ailedir (Şevkânî, V, 472). Kitabın
arkadan veya sol tarafından verilmesi de kişinin inkârcı ve bedbaht olduğunu
ifade eder. 11. âyette belirtildiği üzere bunlara amel defterleri
verildiğinde “Eyvah! Keşke bana kitabım verilmeseydi de hesabımın ne
olduğunu bilmeseydim!” diyerek acı içinde kıvranacaklar (bk. Hâkka 69/25-
26), ölüp yok olmayı temenni edeceklerdir. Ancak 12. âyette âhiretteki
pişmanlığın fayda vermeyeceği ve cezalarını çekmek üzere cehenneme
girecekleri ifade edilmiştir. Cünkü bunlar dünyada Allah’a ve âhiret gününe
inanmayan, O’nun rızâsına uygun hareket etmeyen ve rablerine hiç
dönmeyeceklermiş gibi sorumsuzluk içinde yaşayan, kısacık hayatlarını zevk
ve eğlence içerisinde geçiren kimselerdir. Oysa
âyette belirtildiği üzere yüce Allah insanı görüp gözetlemekte ve bütün
yapıp ettiklerini izlemektedir, âhiretteki karşılığını da buna göre
verecektir.
Tefhimu’l-Kur’an [Kur’an’ın Anlamı ve Tefsiri] - Seyyid Ebu’l-A’la el-Mevdudi. TEFHİMÜ-L KUR'AN'DAN İnşikâk Suresi 1 . Ayet ve Tefsiri
Gök, yarılıp-parçalandığı,
(إِذَا ٱلسَّمَآءُ ٱنشَقَّتۡ ١ )
[سُورَةُ الانشِقَاقِ: 1]
(إِذَا السَّمَاءُ انشَقَّتْ ١ )
Al-Inshiqaq (The Splitting Asunder): 1
Kur'an-ı Kerim'in İngilizcesi Cevriyazımı - English (Transliteration) of the Holy Quran - اللغة الإنجليزية (الترجمة الصوتية) للقرآن الكريم Itha assamao inshaqqat
İngilizce Sahih Uluslararası Dil - English Sahih International Language - صحيح اللغة الإنجليزية العالمية When the sky has split [open]
İngilizce (Yousif Ali) - English (Yousif Ali) - اللغة الإنجليزية (يوسف علي) When the sky is rent asunder,
İngilizce (Muhammad Marmaduke Pickthall) - English (Muhammad Marmaduke Pickthall) - اللغة الإنجليزية (محمد مرمدوق بيكثال) When the heaven is split asunder
English: Maududi; [Abul Ala Maududi]
English - Tafheem -Maududi : إِذَا السَّمَاءُ انشَقَّتْ
(84:1) When the sky is rent asunder
Kurdish: تهفسیری ئاسان; [Burhan Muhammad-Amin]
كوردى - برهان محمد أمين : کاتێك دێت ئاسمان لهت و پهت دهبێت
Urdu: جالندہری; [Fateh Muhammad Jalandhry]
اردو - جالندربرى : جب اسمان پھٹ جائے گا
Persian: آیتی; [AbdolMohammad Ayati]
فارسى - آیتی : چون آسمان شكافته شود،
Uyghur: محمد صالح; [Muhammad Saleh]
Uyghur - محمد صالح : ئاسمان يېرىلغان،
French: Hamidullah; [Muhammad Hamidullah]
Français - Hamidullah : Quand le ciel se déchirera
German: Bubenheim & Elyas; [A. S. F. Bubenheim and N. Elyas]
Deutsch - Bubenheim & Elyas : Wenn der Himmel sich spaltet
(Apabila langit terbelah)